<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0">
  <channel>
    <title>Umutluyuz Biz</title>
    <link>http://www.umitliyiz.com/</link>
    <description>Yüreğinizden umut, yüzünüzden gülücük eksik olmasın...</description>
    <lastBuildDate>Sun, 05 Feb 2012 21:49:04 -0000</lastBuildDate>
    <docs>http://backend.userland.com/rss/</docs>
    <generator>XOOPS</generator>
    <category>News</category>
    <managingEditor>admin at umutluyuzbiz dot com</managingEditor>
    <webMaster>admin at umutluyuzbiz dot com</webMaster>
    <language>tr</language>
        <image>
      <title>Umutluyuz Biz</title>
      <url>http://www.umitliyiz.com/images/logo.png</url>
      <link>http://www.umitliyiz.com/</link>
      <width>100</width>
      <height>34</height>
    </image>
            <item>
      <title>hamilelikte kemoterapi</title>
      <link>http://www.umitliyiz.com/modules/news/article.php?storyid=228</link>
      <description>Bilim adamları üç aylık hamilelikten sonra başlayan kemoterapi tedavisinin anne karnındaki bebeğe zarar vermediğini saptadı. Erken doğumlarda ise bu durum değişiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kanser hastası hamilelere uygulanan kemoterapinin bebeğe zarar vermediği açıklandı. Güçlü kemoterapi ilaçlarının anne karnındaki bebeğe olası olumsuz etkilerini araştıran kanser uzmanları, söz konusu ilaçların bebeğe zarar vermediğini, ancak erken doğum durumunda bebeklerin etkilenebileceğini belirledi. Belçika&amp;#8217;daki Leuven Üniversitesi Hastanesi&amp;#8217;nden Frederic Amant, hamileliklerinin ilk üç ayını geride bırakan kanser hastalarının hamileliği sonlandırma ya da kemoterapiyi erteleme gibi yollara başvurmasına gerek olmadığını belirtti. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Endişeye gerek yok&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pek çok kanserli kadının kemoterapinin bebeğini olumsuz etkileyeceği endişesiyle hamileliğini sonlandırma yolunu seçtiğini, bazı doktorlarınsa aynı nedenlerle kemoterapinin ertelenmesini önerdiğini ya da erken doğumu teşvik ettiğini belirten Amant, hamileliğin 12 ila 14. haftalarından sonra uygulanan kanser tedavisinin bu endişeleri boşa çıkardığını kaydetti. Bu dönemlerden itibaren uygulanan kemoterapinin, plasentanın sadece bir bölümünden geçmeyi başardığını ve cenine ulaştığını ifade eden Amant, ilaçların bebeğin gelişimi üzerinde herhangi bir etkisinin tespit edilmediğini belirtti. Araştırma kapsamında, yaklaşık üçte ikisi 37 haftalık süreyi tamamlamadan doğum yapan bir grup kanserli kadını temel alan uzmanlar, bu kadınların bebeklerinde görülen kalıtsal bozukluklarla, büyüme ve gelişme performanslarının genel nüfusla benzerlik gösterdiğini saptadı. Öte yandan, çoğunlukla erken doğan bebeklerin IQ ve davranış testlerinde normal seviyenin altında performans sergilediği kaydedildi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonbaharın ilaçmeyvesi; Üvez&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Üvez meyvesinin kanamayı durdurucu ve bağışıklık sistemini güçlendirici ilaç olarak kullanımının Hipokrat&amp;#8217;a kadar uzandığı belirtildi. Prof. Dr. Resul Gerçekçioğlu, tezgahlardaki yerini alan üvez meyvesinin vücut direncini artırıcı özelliği olduğunu belirtti. Gerçekçioğlu, özellikle son yıllarda aranan bir meyve türü olduğuna işaret etti. Prof. Dr. Gerçekçioğlu, şunları kaydetti, &amp;#8220;Bu meyvenin kanamayı durdurucu ve bağışıklık sistemini güçlendirici ilaç olarak kullanımı Hipokrat&amp;#8217;a kadar uzanır. Diğer yandan meyve ve özellikle yapraklarının şeker hastalığına iyi geldiği, kan şekerini düşürücü etkiye sahip olduğu laboratuvar testleriyle kanıtlanmıştır. Üvez meyvesi karaciğeri güçlendirir. C vitamini bulunan meyve antioksidandır ve bağırsak temizleyici özelliği de var. Meyvede iltihap giderici, idrar söktürücü, kanamayı durduran ve lenf uyarıcı özelliklere sahip maddeler tespit edilmiştir.&amp;#8221; </description>
      <pubDate>Fri, 30 Sep 2011 18:43:13 -0000</pubDate>
      <guid>http://www.umitliyiz.com/modules/news/article.php?storyid=228</guid>
    </item>
        <item>
      <title>2010, Mart Ayının En Çok Satan Kitapları</title>
      <link>http://www.umitliyiz.com/modules/news/article.php?storyid=227</link>
      <description>&lt;br /&gt;1) Bozkırın Sırrı Türk Peygamber Ahmet Turgut&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2) İki Darbe Arasında &amp; İlginç Zamanlarda Prof. Dr. İskender Pala&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3) Küçük Arı Chris Cleave&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4) Dil Zekası &amp; İletişim Sihirbazlığı M. Abdullah Yılmaz&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;</description>
      <pubDate>Mon, 15 Aug 2011 15:56:29 -0000</pubDate>
      <guid>http://www.umitliyiz.com/modules/news/article.php?storyid=227</guid>
    </item>
        <item>
      <title>Crizotinib</title>
      <link>http://www.umitliyiz.com/modules/news/article.php?storyid=226</link>
      <description>Akciğer kanserinin &#039;ALK&#039; mutasyonu bulunan bir türünde ileri evre hastaların kullanabileceği yeni bir ilaç geliştirildi. Henüz ruhsat almayan ilaç şu an sadece klinik araştırma kapsamında kullanılıyor.&lt;br /&gt;  İlişkili fotoğrafları göster &lt;br /&gt;  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;AA&lt;br /&gt;Güncelleme: 12:38 TSİ 08 Temmuz. 2011 Cuma&lt;br /&gt;ANKARA - Henüz tüm faz çalışmaları tamamlanmamasına karşın, FDA tarafından başvuru için kabul edilen &#039;&#039;Crizotinib&#039;&#039; isimli ilacın daha önce 2-3 basamak tedavi almış ileri evre hastalarında kullanılmasıyla, yüzde 50&#039;nin üstünde kısmi ya da tam yanıt elde edildi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Faz-1 çalışmasına katılan ileri evre &amp;#8216;Küçük hücreli dışı akciğer kanseri (KHDAK) ve ALK geninde mutasyon bulunan ve tedai almış 82 hastanın yüzde 57&#039;sinde kısmi veya tam yanıt sağlanırken, katılımcı hastaların yüzde 33&#039;ünde hastalık stabil kaldı ve genel hastalık kontrol oranı 8. haftada yüzde 87 bulundu. Altı aylık kanserin ilerleme ve yayılım göstermeden (progresyonsuz) sağ kalım olasılığı yüzde 72 olarak hesaplandı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Akciğer kanseri, dünya genelinde erkeklerde önde gelen, kadınlarda ise ikinci sırada kanserden ölüm nedeni olarak gösteriliyor. KHDAK, akciğer kanserli hastaların yaklaşık yüzde 85&#039;ini oluşturuyor. KHDAK hastalarının yaklaşık yüzde 75&#039;i metastatik ya da ileri düzeyde bulunuyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Haberin devamı &amp;#8595;&lt;br /&gt;--------------------------------------------------------------------------------&lt;br /&gt;reklam&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;--------------------------------------------------------------------------------&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;TEDAVİ SEÇENEKLERİNİN YÜZDE 15&#039;NDE YANIT ALINIYOR&lt;br /&gt;Pfizer Onkoloji İş Birimi Başkanı ve Genel Müdürü Garry Nicholson, ilerlemiş küçük hücreli dışı akciğer kanseri için mevcut standart tedavi seçeneklerinin, sadece yüzde 15 dolaylarında yanıt sağladığını söyledi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mevcut standart tedavi olan platin bazlı kemoterapinin radyoterapi kombinasyonu ile hastaların yüzde 15&#039;inde 5 yıl sağ kalım elde edilebildiğini ifade eden Nicholson, &#039;&#039;Ne yazık ki KHDAK, kemoterapiye orta derecede duyarlıdır. Yeni ve eski kemoterapi ajanlarının kombinasyonları ile bile hastaların yalnızca yüzde 20-25&#039;inde tedavi yanıtı ve yüzde 30-35&#039;lik bir yıllık sağ kalım oranı sağlanmaktadır&#039;&#039; diye konuştu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nicholson, küçük hücreli dışı akciğer kanserlerinde saptanan çok sayıda gen mutasyonu bulunduğunu anlatarak, şöyle devam etti: &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&#039;&#039;KRAS, EGFR, BRAF, HER2, ALK, MET bunlardan bazılarıdır. Bu hastaların yüzde 3-5&#039;inde &#039;ALK&#039; geninde mutasyon görülür. Bunlar genellikle nispeten genç yaşta, sigara içicisi olmayan ve kanser hastalardır. ALK, tümör büyümesinin durması veya tümör gerilemesi ile ilişkilidir. Bilimsel gelişmeler, ALK&#039;nin kanserde yeni tedavi hedefi olarak tanımlanmasına yol açmıştır. ALK baskılandığında, tümör hücrelerindeki önemli büyüme ve sağ kalım yolakları engellenmekte, bu da tümörlerin stabilizasyonuna veya tümörün gerilemesi-küçülmesine (regresyon) yol açabilmektedir. Dünya genelinde yılda 40 binden fazla yeni tanı konmuş KHDAK hastasının ALK-pozitif olduğu tahmin edilmektedir. KHDAK tümörlerinin yaklaşık yüzde 3-5&#039;i ALK-pozitiftir. İleri evre KHDAK hastaları ya önceden cerrahi yolla alınmış bir patoloji numunesi, ya da bir core biyopsisinden tümörün moleküler karakterizasyonu yoluyla ALK durumu açısından değerlendirilebilir.&#039;&#039; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;FDA, BAŞVURU YAPILMASINI KABUL ETTİ&lt;br /&gt;Faz aşamaları devam eden ve küçük hücreli dışı metastatik ileri evre ve ALK tipi tümör yapısına sahip hastalarda ciddi iyileşme şansı sağlayan yeni keşfin &#039;&#039;Critozinib (PF-02341066)&#039;&#039; olduğunu belirten Nicholson, &#039;&#039;Critozinib, araştırma aşamasındaki bir ilaçtır ve ruhsat otoriteleri tarafından henüz onaylanmamıştır&#039;&#039; uyarısında bulundu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;  İLGİLİ HABER &lt;br /&gt;Bağışıklık sisteminin şifresi çözüldü&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nicholson, Pfizer Crizotinib için Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi ile Japonya Sağlık, Çalışma ve Refah Bakanlığı&#039;na eş zamanlı ilaç başvurusunda bulunduğunu anlatarak, &#039;&#039;Yeni İlaç Başvurusu, Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi (FDA) tarafından dosyalanması kabul edilerek öncelikli değerlendirme statüsü tanındı. Japonya Sağlık, çalışma ve Refah Bakanlığı (MHLW) tarafından da kabul edildi&#039;&#039; dedi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;FDA&#039;nin öncelikli değerlendirme statüsünü, tedavide önemli avantajlar sunabilecek ya da hiçbir yeterli tedavinin olmadığı durumda tedavi sunabilecek ilaçlara tanıdığını dile getiren Nicholson, FDA&#039;nın kararının çok önemli olduğunu vurguladı. Nicholson, şu ana kadar elde edilen klinik çalışma sonuçlarının memnuniyet verici olduğunu ifade eden Nicholson, &#039;&#039;Onaylandığı takdirde ALK-pozitif ileri KHDAK&#039;li hastaların tedavisini değiştirebilir&#039;&#039; dedi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;</description>
      <pubDate>Tue, 12 Jul 2011 17:36:25 -0000</pubDate>
      <guid>http://www.umitliyiz.com/modules/news/article.php?storyid=226</guid>
    </item>
        <item>
      <title>mide kanseri</title>
      <link>http://www.umitliyiz.com/modules/news/article.php?storyid=225</link>
      <description> &lt;br /&gt;Güney Kore&#039;de yapılan bir araştırmada mide kanserinin gelişimini önleyen doğal protein bulundu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Güncelleme: 15:21 TSİ 17 Haziran. 2011 Cuma&lt;br /&gt;SEUL - Prof. Park Sang-von ve ekibi, mide kanserine yakalanan 40 hastadan alınan kanser hücrelerini inceledi ve midenin ürettiği Gastrokin 1 (GKN1) adlı proteinin miktarı ile tümörün büyüklüğü arasında bağlantı olduğunu gördü. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mide kanserinin ilk aşamasında GKN1&#039;in büyük ölçüde azaldığını belirten Park, fazla miktarda proteinin ise kanserin gelişmesini durdurduğunu vurguladı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Proteinin doğal olarak üretildiğine dikkati çeken Park, vücudun bu proteini daha fazla üretmesinin yolunu bularak, yan etkiler olmadan tümörün büyümesinin kontrol altına alınabileceğini belirtti. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Park ayrıca, midedeki protein seviyesine bakarak doktorların çabucak erken tanı koyabileceğini de ifade etti. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;</description>
      <pubDate>Sat, 25 Jun 2011 16:40:58 -0000</pubDate>
      <guid>http://www.umitliyiz.com/modules/news/article.php?storyid=225</guid>
    </item>
        <item>
      <title>&amp;quot;CİLT KANSERİNDE SON 30 YILIN EN BÜYÜK BULUŞU</title>
      <link>http://www.umitliyiz.com/modules/news/article.php?storyid=224</link>
      <description>Cilt kanserinde iki mucize ilaç bulundu&lt;br /&gt;Cilt kanseri ileri düzeyde olan hastaların yaşamını uzatmak için müthiş bir ilerleme olarak değerlendirilen Vemurafenib ve Ipilimumab adında iki yeni ilaç geliştirildiği bildirildi.&lt;br /&gt;10:46 | 07 Haziran 2011&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ANKA&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BBC, cilt kanseri ileri düzeyde olan hastalarının yaşamını uzatmak için iki yeni ilacın açıklandığı Chicago toplantısında bilim adamlarının, 675 ilerlemiş tümöre sahip cilt kanseri olan hastada test edilen Vemurafenib ve Ipilimumab diye adlandırılan ilaçların hastalara kemoterapiden daha uzun yaşama şansı verdiğini söylediklerini bildirdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Haberde, test boyunca günde iki defa Vemurafenib alan hastaların yüzde 84&amp;#8217;ünün 6 ay sonra hala yaşadığı belirtilerek, kemoterapide bu oranın yüzde 64 olduğu vurgulanıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aynı zamanda, günde bir defaIpilimumab ilacının alındığı bir başka test sonucunun da,ileri düzeydeki cilt kanseri hastalarının yaşamını uzatabileceğini gösterdiği ifade ediliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-&quot;MÜTHİŞ İLERLEME&quot;-&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İngiliz yayın kuruluşu, araştırmacıların birkaç hafta ya da ayda ölebilecek hastaların yıllarca yaşadığını söylediğine dikkat çekerek, Vemurafenib ilacının yumurtalık, tiroid ve bağırsak kanseri dahil diğer kanser türleri için de kullanılabilmesi için araştırmaların yürütüldüğünü belirtiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ayrıca, iki ilacın da Avrupa lisans tarafından incelendiği vurgulanırken iki ilacın da İngiliz hastalar için birkaç ay içinde uygun olabileceği belirtiliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-&quot;CİLT KANSERİNDE SON 30 YILIN EN BÜYÜK BULUŞU&quot;-&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Haberde, Kanser Araştırmaları Enstitüsünde çalışan Profesör Richard Marais&amp;#8217;in &quot;Bu 30 yıldan daha fazla bir süre içinde cilt kanseri tedavisindeki en büyük buluş&quot; sözleri kaydedilerek İngiltere Kanser Araştırmaları klinik şefi Peter Johnson&amp;#8217;ın ise su ifadelerine yer veriliyor: &quot;Bu ilk adım ancak son derece önemli bir adım ve en tehlikeli kanser türü olan cilt kanseri hastası insanlar için çabamızı ikiye katlamamız konusunda bizi cesaretlendiriyor.&quot;(ANKA)</description>
      <pubDate>Tue, 07 Jun 2011 08:23:36 -0000</pubDate>
      <guid>http://www.umitliyiz.com/modules/news/article.php?storyid=224</guid>
    </item>
        <item>
      <title>Meik cihazı</title>
      <link>http://www.umitliyiz.com/modules/news/article.php?storyid=223</link>
      <description>30 saniyede kanser teşhisi... &lt;br /&gt;Dem-Kar Genel Müdürü Demet Kara, 2 mm&amp;#8217;lik kanseri teşhis ettiklerini açıkladı. Kara, dünya tıp tarihinde bir ilki gerçekleştirmenin gururunu yaşadıklarını belirterek, meme kanserinin tarihe karışacağını söyledi. Rusya&amp;#8217;dan getirilen Meik isimle cihazla 2 mm&amp;#8217;lik kanseri bulduklarını ifade eden Kara, hastanın kanserden kurtulduğunu açıkladı. Bugüne kadar ancak 7 mm&amp;#8217;lik kanser bulunabildiğini kaydeden Kara, 2 mm&amp;#8217;lik kanser teşhisini &amp;#8220;mucize&amp;#8221; olarak değerlendirdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mucize cihaz Meik artık Türkiye&amp;#8217;de&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Meme kanserinde erken teşhisin önemine dikkat çeken Kara, &amp;#8220;Zararsız olması, küçük olması, yüksek değerlerde kesin bilgi vermesi ve her yaşta herkese uygulanabilir olması nedeni ile Meik cihazı, erken teşhis için ciddi bir kolaylık sağlıyor. Diğer yöntemlerle yapılamayan &amp;#8216;risk grubu kategorisi&amp;#8217; oluşturulabiliyor. Yani erken teşhis yapıyor. Erken teşhis ise bilindiği gibi hayat kurtarıyor&amp;#8221; ifadelerini kullandı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cihazın kullanımının Rusya başta olmak üzere birçok ülkede giderek arttığını ifade eden Dem-Kar Genel Müdürü Demet Kara, &amp;#8220;Rusya&amp;#8217;da federal programa dayalı şekilde kullanılıyor. Bu programın ismi &amp;#8216;meme kanserinin erken teşhisi&amp;#8217; bu programın içinde cihazın önemli bir yeri var&amp;#8221; dedi. Kara, cihazın &amp;#8220;ABD, Kanada, Avustralya, Malezya, Kamboçya, İtalya, İsrail, Macaristan gibi birçok ülkeden sonra artık Türkiye&amp;#8217;de de kullanılmaya başlandığını söyledi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;30 saniyede kanser teşhisi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Konuyla ilgili görüşüne başvurduğumuz ve Meik cihazını Türkiye&amp;#8217;de ilk defa geçtiğimiz hafta kullanmaya başlayan Prof.Dr. Selma Tükel, Meik cihazı ile 30 saniyede kanser teşhisi yapılabildiğini vurgulayarak, radyasyon yaymaması nedeniyle cihazın gebe kadınlarda bile kullanılabildiğine dikkat çekti. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Prof. Tükel, şunları aktardı: &amp;#8220;Bu tekniğin gelişim sürecine bir göz atalım dilerseniz. Sistem 1982 yılından itibaren çalışılmaktadır. 1800&amp;#8217;lü yıllarda dikkati çeken elektrik akım direnci, yıllar boyunca geliştirilerek günümüze kadar ulaşmış ve görüntülemede kullanılır hale gelmiştir. Buluşun meme dokularına uyarlanmış cihaz haline gelmesi 1980&amp;#8217;li yıllarda başlamaktadır. Rus bir hekimin buluşu olan MEİK 5.6 version ise 2002 yılından itibaren geliştirilerek, başta Rusya olmak üzere, Amerika, Kanada, Macaristan, Slovakya, Çek Cumhuriyeti, Malezya, Çin, Güney Kore, Avustralya gibi dünya ülkelerinde kayda alınmış, bir çok ülkede de halen klinik olarak kullanılmaya ve klinik çalışmalarla desteklenmeye devam edilmektedir.&amp;#8221;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cihazın klinik olarak gösterilmiş olan özelliklerine gelince;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- 30 saniye&amp;#8217;de teşhis yapabiliyor &lt;br /&gt;- Hiçbir yan etkisi yok &lt;br /&gt;- Radyasyon yaymadan görüntüleme yapabiliyor &lt;br /&gt;- Aralıksız 8 saat çalışabiliyor &lt;br /&gt;- Rakamsal olarak analiz yapabiliyor &lt;br /&gt;- Görüntülemeyi meme bezi dokularının elektrik iletkenliğine göre oluşturuyor&lt;br /&gt;- Bilgisayar hafızasındaki bin 654 hastalıklı meme görüntüsü ile kıyaslama yapabiliyor &lt;br /&gt;- 16 yaş üstü herkese sınırsız uygulanabilir olması(kadın erkek risk ve şüphe durumunda bebeklere de) &lt;br /&gt;- Sık kullanılmasında bir sakıncası yok &lt;br /&gt;- Cihazı kullanacak hekimin deneyimi ile de Mikro Kalsifikasyonları görebiliyor ve meme bezi ile alakalı diğer hastalıkları teşhis edebiliyor. &lt;br /&gt;- Estetik ameliyat veya herhangi bir cerrahi müdahale sonunda hastayı takip etmek için rahatlıkla kullanılabiliyor. &lt;br /&gt;</description>
      <pubDate>Tue, 24 May 2011 14:58:28 -0000</pubDate>
      <guid>http://www.umitliyiz.com/modules/news/article.php?storyid=223</guid>
    </item>
        <item>
      <title>Kanser Aşısı&amp;#8216;&amp;#8216; Uyarısı</title>
      <link>http://www.umitliyiz.com/modules/news/article.php?storyid=222</link>
      <description> Kanser Aşısı&amp;#8216;&amp;#8216; Uyarısı&lt;br /&gt;Tıbbi Onkoloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Şuayib Yalçın, &amp;#8216;&amp;#8216;Kanserde Aşı Tedavisi&amp;#8216;&amp;#8216; ile ilgili olarak, &amp;#8216;&amp;#8216;Günümüzde, rutin kullanım için piyasaya verilecek durumda onaylanmış etkin bir kanser aşısı bulunmamaktadır&amp;#8216;&amp;#8216; dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bilimsel araştırma sonuçlarına göre, bu aşıların ve bağışıklık sistemini hedef alan diğer tedavi yöntemlerinin en etkili olabileceği kanser türünün, habis bir cilt tümörü olan &amp;#8216;maliyn melanom&amp;#8216; olduğunu gösterdiğini belirten Yalçın, hastaların mevcut kanser tedavilerine devam etmeleri ve hekimlerine danışmadan bir girişimde bulunmamaları gerektiği uyarısında bulundu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yalçın, son günlerde bazı basın yayın organlarında yer alan &amp;#8216;&amp;#8216;Kanserde Aşı Tedavisi&amp;#8216;&amp;#8216; ile ilgili haberlere ilişkin hasta ve hasta yakınlarını uyardı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dernek olarak, Türkiye&amp;#8216;de kanserin tıbbı tedavisinde yetkili ve sorumlu olduklarını belirten Yalçın, bu nedenle hasta ve hasta yakınlarının mağduriyetini önlemek ve kamuoyunu bilgilendirmekle görevli olduklarını ifade etti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şuayip Yalçın, &amp;#8216;&amp;#8216;kanserde aşı tedavisi&amp;#8216;&amp;#8216;nin yaklaşık 40 yıldır yoğun bir şekilde araştırıldığını dile getirerek, bunların büyük kısmının &amp;#8216;&amp;#8216;klinik öncesi deneme&amp;#8216;&amp;#8216; ve bir kısmının da &amp;#8216;&amp;#8216;klinik araştırma&amp;#8216;&amp;#8216; aşamasında bulunduğunu belirtti. Söz konusu tedavilerde, genellikle hastaya ait kanser hücrelerinin, bu hücrelerin yaptığı kanser proteinlerinin ve hastanın kendi kanında bulunan hücrelerin kullanıldığını anlatan Yalçın, şunları kaydetti:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;#8216;&amp;#8216;Bu tür aşılarda, hastaların kanındaki dendritik hücreler alınıp, laboratuvar ortamında tümör hücreleri veya tümör hücrelerinin yaptığı &amp;#8216;tümör antijeni&amp;#8216; adı verilen kanser hücresi proteinleri ile etkin hale getirildikten sonra, hastaya tekrar veriliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugüne kadar yayınlanmış olan bilimsel araştırma sonuçları, bu aşıların ve bağışıklık sistemini hedef alan diğer tedavi yöntemlerinin en etkili olabileceği kanser türünün, habis bir cilt tümörü olan &amp;#8216;maliyn melanom&amp;#8216; olduğunu göstermektedir. Bu hasta grubunda da &amp;#8216;uzun süreli iyileşme&amp;#8216;, hastaların çok az bir oranında (yüzde 5&amp;#8216;ten daha az) görülmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Günümüzde, rutin kullanım için piyasaya verilecek durumda onaylanmış etkin bir kanser aşısı bulunmamaktadır. Melanoma dışındaki kanser türlerinde yapılan aşı ve diğer immünolojik tedavi yöntemleri ile henüz başarılı sayılabilecek güvenilir bir çalışma sonucu bulunmamaktadır.&amp;#8216;&amp;#8216;&lt;br /&gt;</description>
      <pubDate>Tue, 17 May 2011 10:27:05 -0000</pubDate>
      <guid>http://www.umitliyiz.com/modules/news/article.php?storyid=222</guid>
    </item>
        <item>
      <title>Aşıyla kanser tedavisi</title>
      <link>http://www.umitliyiz.com/modules/news/article.php?storyid=221</link>
      <description>Aşıyla kanser tedavisi&lt;br /&gt; Hastaların kendi kanlarından üretilen ve tedavi amacıyla kullanılan &#039;kanser aşısı&#039;nın içinde kimyasal madde bulunmuyor. Son umut aşısını yaptırmak için dünyanın dört bir tarafından Almanya&#039;ya Köln&#039;deki bu kliniğe gelen hastalar arasında Türkler de var...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sabah gazetesinden Esra Tüzün imzalı haberde, bütün dünyada hızla yayılan kansere karşı değişik tedavi yolları araştırılıyor. Vücudun kendi kendini iyileştirme metotlarından biri olan &quot;kanser aşısı&quot;nın insanlar üzerinde kullanılmasına Alman Hükümeti izin verdi. Aşı, Almanya&#039;da Köln&#039;de bulunan Medical Center Cologne&#039;de &#039;artık tedaviden umudunu kesilmiş&#039; pek çok hastaya yapılıyor. Alman Genel Sağlık Sigortası bu yeni tedavinin giderlerinin bir kısmını ödüyor, geri kalanını ise hastalar kendi imkanları ile karşılamaya çalışıyor. Özel sağlık sigortalarının bir kısmı tedavinin tüm giderini karşılayabiliyor. Klinikte Belçika, Hollanda, Mısır, Türkiye ve Amerika&#039;dan hastalar bulunuyor. Onkoloji, İmmünoloji ve Enfeksiyon Hastalıkları konusunda üç ayrı uzmanlığı bulunan Prof. Dr. Robert Gorter&#039;in geliştirdiği bu sistemle pek çok kanser türünde tamamen iyileşme sağlandığı iddia ediliyor. Prof. Dr. Gorter, bu tedavi planını her türlü kanser için uyguladıklarını özellikle zorlu Globlastoma beyin tümörlerinde hastaların yarısının tamamen iyileştiğini belirterek, bu verileri bakanlığa sunduklarını açıklıyor. Aşı özel birtakım tekniklerle veriliyor. Vücudun ısıtılması etkisinin artmasını sağlıyor. Dr. Gorter&#039;in tedavi planı olarak uyguladığı aşı aslında eski ve yeni tekniklerin karışımından oluşuyor. Ancak uygulanan son plan bu tedavinin başarı şansını büyük ölçüde artırdığı için tercih ediliyor. Merkezde hastalara bu aşıyı yapan yedi hekim bulunuyor. Tedavi planını ülkelerinde uygulamak için gelen ve staj yapan hekimler de gözlemci olarak katılıyorlar. Merkezde çalışan doktorlar arasında Türk doktor Yadigar Genç kök hücre konusunda uzmanlığı bulunan bir genel cerrah. Aşı tedavisine inanıyor ve tedavi şansı tükenen pek çok hastanın tamamen iyileştiğine tanıklık ettiğini söylüyor. Genç, aşının damar yolu ile uygun bölgelere verilmesini sağlıyor. Köln&#039;de şehir merkezinde kurulan bu klinikte hastalar ayaktan tedavi ediliyor. Yataklı bakıma ihtiyacı olanlar için Köln Üniversitesi Tıp Fakültesi ile işbirliği yapılıyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aşı yapılırken vücut ısısı 42 dereceye yükseltiliyor&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;PROF. Dr. Robert Gorter kendi adını verdiği tedavi planını şöyle anlatıyor:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Hepimizde kanser hücresi bulunuyor. Bağışıklık sistemi sağlıklı değilse bu hücreler artarak insanı kanser yapabiliyor. Vücuttaki D hücreleri (dendritic hücreler) sürekli kanser hücresi arar ve bulduklarında lenf odalarına giderler. Burada öldürücü hücreler aktive edilir ve kanserli hücre öldürülür. Öldürücü hücrelere kanserli hücrenin yerini gösterip emri veren D hücreleridir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Bağışıklık sistemi çok iyi çalıştığında kanserli hücreleri 24 saatte yok etme kabiliyetleri vardır. Sağlıklı bir insanda günde 40-50 bin kanser hücresi öldürülür. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Yaptığımız çalışmalarda kanserli hastalarda D hücrelerinin yeterince çalışmadığını gördük. Biz bunların çalışması için bir plan geliştirdik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Yaklaşık 5 çorba kaşığı kan alıyoruz. Bunların içinden monosit hücreler laboratuvarda ayrılıyor. Yarım çay kaşığı kadar D hücresi elde ediliyor. 5 kaşık kanda 50 milyon D hücresi çıkabiliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Önce vücut ısısını 42-43 dereceye yükseltiyoruz. Hasta yüksek ısı makinesinin içine alınıyor böylece bağışıklık sistemi uyarılıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Ardından D hücreleri veriliyor. Bu hücreler basit bir iğne ile bazen daha etkili olması için damar yolu ile tümörlü alana veriliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Zehirli etkisi ya da kimyasal bulunmuyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Üç saatte bütün vücuda yayılıyor. Vücudun kanserli hücrelerle savaşma sistemini aktive ediyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Hasta hafif grip durumu yaşıyor bu bağışıklık sisteminin alarma geçtiğinin kanıtı sayılıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Haftada iki seans olmak üzere 24 hafta tedavi tekrarlanıyor bazen 12 hafta yeterli oluyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Bize gelen dört hastanın üçünde tedavi başarılı oluyor.&lt;br /&gt;Son aşama hastalar geldiği için o bir kişi de bağışıklık sistemi tamamen bitmiş hastalar oluyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Bu tedavi planını ben kendimde de kullandım. Testis kanseri olmuştum, ısı tedavisi ile birlikte son derece başarılı oldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Buluş yeni değil, vücudun kendi kendini geliştirme sistemini harekete geçiriyoruz. Dünyanın çeşitli yerlerinden gelen doktorlara ayrıca bu merkezde sistemi kulanabilmeleri için öğretiyoruz. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;HASTALAR UMUTLU&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ömer Gürsoy 70 yaşında. Akciğer kanseri tedavisine yeni başlıyor. Daha önce kalp ameliyatı olmuş, sigara kullanıyor ve kemoterapi işe yaramamış. Tedavinin bir kısmını sigorta ödüyor, geri kalanını kendisi karşılayacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Özgüç Ö. Akciğer kanseri ve kendisi de doktor. Hiç sigara içmemiş, sürekli spor yapmış buna rağmen akciğer kanserine yakalanmış. Genel cerrah olarak yıllarca çalışmış ancak hastalığına 4. derecede teşhis konulduğunda artık cerrahi uygulanamaz durumda olduğunu fark etmiş. Kanserin yayılması üzerine Türkiye&#039;den bu tedaviyi uygulatmaya Köln&#039;e gelmiş. Midesindeki ödem nedeniyle Köln Tıp Fakültesi&#039;nde tedavisi sürüyor. Aşı tedavisine ise yeni başlayacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;AYDIN&#039;DAN GELDİ&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ferhat Kurşunlu Aydın&#039;dan tedavi için gelmiş. 26 yaşında ağır lösemi. Bir yıl boyunca tedavi görmüş. Kemoterapi başarısız olmuş. Aşı olmak için abisi ile birlikte Almanya&#039;ya gelmiş. Durumunda ve kan değerlerinde belirgin düzelmeye rastlanmış. Doktorları umutlu. İki hafta sonunda alınan ilk kan verileri, düzelme olduğunu gösteriyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;</description>
      <pubDate>Mon, 09 May 2011 11:00:44 -0000</pubDate>
      <guid>http://www.umitliyiz.com/modules/news/article.php?storyid=221</guid>
    </item>
        <item>
      <title>Şeker&amp;#8217; kanseri tetikliyor mu?</title>
      <link>http://www.umitliyiz.com/modules/news/article.php?storyid=220</link>
      <description>Şeker&amp;#8217; kanseri tetikliyor mu?&lt;br /&gt;Diyabet ile kanser arasındaki ilişki, uzun zamandan beri tıp dünyasının ilgisini çekiyor. Çalışmalar da diyabetik hastalarda kanser oranının, diyabetik olmayanlara göre daha yüksek olduğunu gösteriyor.&lt;br /&gt;  İlişkili fotoğrafları göster &lt;br /&gt;  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ntvmsnbc&lt;br /&gt;Güncelleme: 09:31 TSİ 19 Nisan. 2011 Salı&lt;br /&gt;İSTANBUL - Diyabetus Mellitus yani şeker hastalığı, giderek artan kronik bir hastalık. Dünyada 250 milyon kişide diyabet hastalığı olduğu biliniyor, önümüzdeki 20 yıl içerisinde bu sayının 380 milyona ulaşacağı tahmin ediliyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diyabet ile kanser birlikteliği ise yıllardır ilgi çeken bir konu. Endokrinoloji, Diyabet ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Dr. Sinan Tanyolaç, diyabetik hastalarda kanser oranının diyabetik olmayanlara göre daha yüksek olduğunu söylüyor. Bu durumun araştırmalarla da kanıtlandığını belirten Tanyolaç, iki hastalık arasındaki bağlantı hakkında şu bilgileri veriyor: &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;#8220;Diyabetin tek bir formu olmaması ve birçok metabolik parametrelerdeki anormalliklerle seyreden heterojen bir hastalık olması, kanser ile olan ilişkisinin nedenleri konusunda değişik yorumlar yapılmasına yol açıyor. Bunun yanında, diyabetik hastaların kullandıkları ilaçlar, diyet ve metabolizma kontrol düzeyleri de kanser ile olan ilişkide belirleyici etkenler olarak rol oynayabiliyor.&amp;#8221; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Haberin devamı &amp;#8595;&lt;br /&gt;--------------------------------------------------------------------------------&lt;br /&gt;reklam&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;--------------------------------------------------------------------------------&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kanser ile diyabetin birlikteliğini irdeleyen araştırmaların sonucu; organ ve kan ile ilgili değişik kanser türlerinin görülme riskinin, diyabetik hastalarda daha yüksek olduğunu gösteriyor. Karaciğer, pankreas ve rahim kanserlerinde risk artışının diyabet hastalarında yaklaşık 2 kat fazla olduğunu belirten Tanyolaç, &amp;#8220;Prostat kanserinde ise risk göreceli olarak diyabetik hastalarda azalmış olarak saptanmıştır. Yapılan bu meta-analizlerde kontrol grubundaki bireyler arasında da diyabet tanısı konulmamış olabileceği düşünülürse, riskin daha yüksek olduğu tahmin edilebilir&amp;#8221; diyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;#8216;Diyabet hastalarında neden kanser daha fazla görülüyor veya risk neden artıyor?&amp;#8217; sorusuna Tanyolaç şu yanıtı veriyor: &amp;#8220;Bunun birkaç cevabı olabilir: Birincisi; genel şeker metabolizmasındaki değişiklikler (kan şekerinin kronik olarak yüksek seyretmesi ve kan insülin düzeyindeki yükseklik) tüm dokularda kanser oluşumunu başlatabilmekte ve ilerlemesine katkıda bulunmaktadır. İkincisi; belli bir doku veya organa özgü olarak şeker metabolizmasındaki değişiklikler kansere yatkınlığa neden olmaktadır. Diyabet hastalarında en yüksek kanser riski karaciğer kanseridir. Hastalarda karaciğer yağlanması sık görüldüğünden karaciğer kanserine eğilim artar. Alkole bağlı olmayan karaciğer yağlanması hastalığın bir sürecidir ve ilerlemesi durumunda önce hepatit, ardından da sirozla sonuçlanır. Siroz zemininde karaciğer kanseri görülme ihtimali yüksektir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İNSÜLİN KULLANIMI KANSER RİSKİNİ ARTIRIR MI?&lt;br /&gt;Diğer sık rastlanılan kanser ise pankreas kanseridir. Uzun zamandan beri diyabetik hastalarda pankreas kanseri ilişkisi araştırma konusu olmuştur. Bu hastalarda aynı karaciğer kanseri gibi yaklaşık 2 kat kadar risk artışı tespit edilmiştir. Prostat kanserinde ise durum tam tersi yöndedir. Diyabetik olan hastalarda prostat kanseri görülme riski normale göre daha az saptanmıştır. Bunun birkaç açıklaması olabilmektedir. Prostat kanseri gelişimi genelde erkeklik hormonu denilen testosteron hormonuna bağımlıdır. Diyabet hastalarında göreceli olarak erkeklik hormonunda düşüklük olması, bu kansere yakalanma riskini azaltmaktadır. Keza diyabetik hastaların kullandıkları ilaçlar da buna katkıda bulunmaktadır. Şeker hastalığı tedavisinde kullanılan bazı ilaçların kanser gelişim riskini azalttığı gösterilmiştir. Metformin denilen ve ilk tercih olarak tedavi seçeneğinde bulunan ilaç, hücre büyümesini yavaşlattığı için kansere dönüşümü engellemektedir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;KANSER TARAMALARI DAHA ÖZENLİ YAPILMALI&lt;br /&gt;Bunun yanında son yapılan çalışmalarda bir tür insülin kullanan hastalarda daha fazla kanser görülmesi, şeker hastalığı tedavisinde insülin kullanımı ile ilgili soru işaretlerine neden olmuştur. Daha fazla ve geniş kapsamlı çalışmalara ihtiyaç duyulmakta ve kanser hikâyesi olan hastalarda bu insülinin dikkatle kullanılması önerilmektedir. Sonuç olarak, şeker hastalarında kanser sıklığı normale göre artmıştır. Özellikle ileri yaşlarda ortaya çıkan yeni diyabet durumunda, ilk 5 yıl içerisinde rutin kanser taramalarının daha özenle yapılması gerekmektedir.&amp;#8221; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;</description>
      <pubDate>Tue, 19 Apr 2011 16:37:29 -0000</pubDate>
      <guid>http://www.umitliyiz.com/modules/news/article.php?storyid=220</guid>
    </item>
        <item>
      <title>Meme kanseri - aşı</title>
      <link>http://www.umitliyiz.com/modules/news/article.php?storyid=219</link>
      <description>Meme kanserini önleyici &quot;aşı&quot;&lt;br /&gt;Rahim kanseri gibi meme kanseri de artık önlenebilir mi?&lt;br /&gt;12:21 | 11 Mart 2011&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Okmeydanı Eğitim ve Araştırma Hastanesi 1. Genel Cerrahi Klinik Şef Yardımcısı Doç. Dr. Ömer Bender, meme kanserine &quot;rahim kanserine neden olan HPV virüsünün yol açabileceği ve meme kanserinin de aşıyla önlenebileceği&quot; varsayımına dayalı bir çalışma hazırladıklarını, bu çalışmayla Amerika&amp;#8217;da ödül aldıklarını söyledi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Doç. Dr. Bender, yaptığı açıklamada, Kalifornia Üniversitesine bağlı çalışan Dr. Susan Love Araştırma Vakfının meme kanseri ile&lt;br /&gt; ilgili projelere destek verdiğini, vakfın kadınların meme kanseri konusunda bilinçlenmesi için büyük çapta çalışmalar yaptığını belirtti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bender, vakfın düzenlediği bir yarışmaya meme kanserinin önlenebilmesi için hazırladıkları projeyi sunduklarını ve çalışmalarının 10 proje arasından birinci seçilerek en büyük para ödülü olan 20 bin doları almaya hak kazandığını kaydetti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Vakfın, projenin ilk sonuçlarını sabırsızlıkla beklediğini, umut verici sonuçlar alındıkça desteğinin artacağını vurgulayan Bender &quot;300 bin dolarlık bir fonu da bize aktarabileceklerini taahhüt ettiler. Gerçekten kurduğumuz hipotezi doğrulayacak sonuçlar alırsak, daha detaylı araştırmalar için 300 bin dolarlık bir fonu da bize verecekler&quot; dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&quot;AŞIYLA MEME KANSERİ ORANINI DÜŞÜREBİLİRİZ&quot;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çoğu kadının rahim ve meme kanseriyle hayatının bir döneminde karşılaşabildiğini kaydeden Bender, şunları söyledi:  &quot;Rahim kanserine HPV virüsü sebep oluyor. Rahim kanserini aşıyla önlemek mümkün. Rahminde bu mikrop, bu virüs olan hanımlara aşı yapılarak, rahim&lt;br /&gt; kanserinin gelişmesini engellemek mümkün. Aynı olayın memede de olabileceği varsayımıyla bu projeyi hazırladık. Eğer meme dokusunda da aynı virüsü saptayabilirsek, aşıyla meme kanseri oranını düşürebiliriz. Meme kanserinde ameliyat dışında ilave yöntemler var ama esas yöntem ameliyat. Meme kanserinin gelişimine HPV virüsü neden olduğunu tespit ettiğimiz takdirde, meme kanserinin gelişmesini önleyeceğiz. Hazırladığımız proje, çok önemli bilim adamları tarafından beğenildi. Projenin sonuçları ilgiyle, merakla bekleniyor.&quot;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;HPV virüsünün bazı genlerde bozukluk yaparak tümör gelişimini kolaylaştırabildiğini vurgulayan Bender, &quot;Vücutta tümör gelişimini engelleyen bazı genler var. HPV virüsünün bozukluk yarattığı genler fonksiyonunun yerine getiremediği için kanser gelişimini engelleyemiyor. Bunu bilimsel olarak ispat etmeye çalışıyoruz. Dünyada, bu konuda çok detaylı çalışma yok. Bu virüs, insan&lt;br /&gt; vücudunun birçok yerinde olabilir. Meme kanserinin gelişmesinde de bunun etkisi olabilir. Bunlar bir hayalle başladı ama aşama aşama ispatla ilerliyor&quot; diye konuştu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&quot;MİLYONLARCA KADIN BU HASTALIKLA KARŞI KARŞIYA&quot;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bender, 11 kişilik bir ekiple çalıştıklarını, bu düşüncelerinin dünyadaki çok önemli bilim adamlarının da aklına yattığını ve bu nedenle birinci seçildiklerini vurguladı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Amerika&amp;#8217;da 26 Şubat&amp;#8217;ta düzenlenen törende ödül aldıklarını ifade eden Bender, sözlerini şöyle sürdürdü:  &quot;Umut ediyoruz ki çok iyi sonuçlar alacağız ya da kurgumuzu destekleyen sonuçlar alacağız. Onları aldığımızda çok farklı çalışmalar gündeme gelecek. Amerika&amp;#8217;da 100 kadının 12&amp;#8217;si hayatının belli döneminde meme kanseri oluyor. Bu çok yüksek bir oran. Türkiye&amp;#8217;de de milyonlarca kadın bu hastalıkla karşı karşıya. Çok büyük bir kitleyi etkileyecek bir yöntem olacak inşallah. Ayakları yere basan bir proje. Çok önemli bilim adamlarının değerlendirmesi sonucu birinci olduk. Onun için, bizim ümidimiz daha da arttı. Bizim savımızı, bu konuda uzman olan kişilerin de desteklemesi, ödüllendirmesi bizi daha da cesaretlendirdi.&quot;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;</description>
      <pubDate>Thu, 07 Apr 2011 12:48:05 -0000</pubDate>
      <guid>http://www.umitliyiz.com/modules/news/article.php?storyid=219</guid>
    </item>
      </channel>
</rss>
