Görüntülenenler:   2 Konuk






Akıntıya karşı yüzen kanser savaşçısı
Moderatör
Kayıt Tarihi:
2008/9/1 10:30
Yer zonguldak - bursa
Grup:
Üyeler
Moderator
Gönderi: 2847
Düzey : 42; Uzm : 22
Kt : 824 / 1030
Ort : 949 / 6075
Bağlı değil
Open in new window

Akıntıya karşı yüzen kanser savaşçısı 25 Temmuz 2010 Pazar, 00:01 PAZAR
Aliye Çağla Özgen bildiği beş dile altıncıyı eklemeye çalışan, dans eden, dünyayı karış karış dolaşan genç bir kadın. Geçen hafta Boğaz’daki yüzme yarışlarına da katılan Özgen kanser hastası. Yakında bir sinema filmiyle hayatını anlatmaya hazırlanan Özgen: “Verdiğim mücadelenin bir anlamı olmalı. Belki benim hayattaki misyonum da insanlara umut vermektir”

Esra Cengiz / ecengiz@stargazete.com

Dert, hastalık, ölüm... Keyifli bir pazar planının içinde olmaması gereken üç şey ve az sonra hikayesini okuyacağınız Çağla Özgen bir kanser hastası. Yani sıkıntı, dert, hastalık ve o uğursuz hastalığın çağrıştırdığı ölüm, maalesef bu hikayenin bir parçası. Ama sadece bir parçası... Çünkü bardağın dolu tarafına bakmayı becerebilenler için bu pazar keyfinin içine eklenecek dopdolu hayat dersleri var. Her zaman boş olan kısmı görüp endişelenenlerdenseniz çok daha iyi. Belki de ihtiyacınız olan biraz direnç, umut ve inattır, ki bu üçü de Çağla’nın yaşamını kusursuzca özetliyor.

Geçen pazar Boğaz’da yapılan yüzme yarışına katılanlar arasındaydı Çağla. Basında çıkan “Yarışlara kanser hastası Aliye Çağla Özgen de katıldı” türünden başlıklarla öğrendik onun da yarışanlar arasında olduğunu. Kanserin nasıl bir hastalık olduğunu hepimiz biliyoruz. O hastalığı bedeninize gelen bir misafir gibi koynunuzda taşıyıp ağırlığını hissetmeden tek bir adım bile atmanın ne derece zor olduğunu da... Kimdi bu hastalığını giysileriyle birlikte kıyıda çıkarıp korkusuzca bir kıtadan öbürüne kulaç atan kadın?

Bu merakla yarışlar sonrası Ankara’daki evine gitmek üzereyken bulduk Çağla Özgen’i. Beşiktaş’ta bir kafede buluştuk. Oturdu, “Sabah işe giderken telefonumu evde unutmuşum” der gibi heyecanlı ama sıradan bir şeymiş gibi anlattı hastalığını ve yaşadıklarını. Saatler süren sohbet boyunca bir tek kez çok kederlendi. O anda da hastalığını heybesine koyup atıldığı korkusuzca serüvenlerin sonuncusunu anlatıyordu. “Kendimle gurur duyuyorum” dedi ve orada bıraktık konuşmayı. Biz bırakalım Çağla baştan başlasın hikayesini anlatmaya...

TÜMÖRÜ KENDİSİ FARK ETTİ

“38 yaşındayım. Ankara’da, iyi bir ailenin ikinci kızı olarak doğdum ve iyi bir eğitim aldım. Çocukluğumdan itibaren inanılmaz hiperaktiftim. 11 yaşında yüzmeye başladım, ardından su topu oynamaya. Biraz daha büyüdüğümde SAT komandolarından cankurtaranlık eğitimi bile aldım. Küçükken yüzerken iki ayağıma kramp girdiğinde bile o yarışı tamamlamaya çalışırdım. ‘Başladıysan bitirmen lazım’ derdim. Hep böyle garip bir hırsım vardı. Üniversite sınavında Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi İtalyan Dili ve Edebiyatı’nı kazandım. O zamana kadar Fransızca, İngilizce öğrenmiş, Japonca’ya başlamıştım. Çocukça bir takıntı yapmıştım kendime. ‘1999’a kadar bütün eksiklerimi tamamlamam lazım’ diyordum. İçimde hep bir şeyleri yapıp bitirme, bir şeylere yetişme çabası vardı. Vakit kaybetmekten hep korkuyordum.

21 yaşındaydım ama hem sporcu olmam hem de sağlığa olan merakım nedeniyle kendimi hep muayene ediyordum. O dönemlerde ablam da tıp fakültesi son sınıftaydı ve TUS’a hazırlanıyordu. Bir gün sol mememde bir kitle hissettim. Ama ablamın sınav motivasyonunu bozmamak için söylemedim. Bir de kendime İtalya’da burs bulmuştum ve yazın oraya gidecektim. Planlarımı bozmamaya niyetliydim ta ki bir gün okulda gözümü karartacak kadar şiddetli bir acı hissedene kadar.

NEDEN BEN?’ DİYE ÇOK DÜŞÜNDÜM

Ablamın götürdüğü profesör beni muayene ettikten sonra ‘Korkulacak bir şey yok. Yazın İtalya’ya git, dönüşte bakarım’ dedi. Ama ablam ikna olmadı ve biyopsi yaptırdık. Biyopsi sonucunda kanser olduğum ortaya çıktı. O sahneyi hiç unutamıyorum. Bir film karesi gibiydi. Babam ağlamamak için direniyordu ama annem ve ablam hiç susmadan ağlıyordu. Doktor mememin alınacağını söyledi. Sandığınız gibi yıkılmadım, bedenin her parçası aynıydı benim için. Ha meme ha parmak, ne yapalım ‘Alın’ dedim. Lenflerim ve sol memem alındı. Ameliyattan bir hafta sonra kemoterapiye başladılar. O süreç beni mahvetti. Aldığım ilaçlar yüzünden evden dışarı adım atamıyordum. Gürültü, koku, ışık her şey kusturuyordu beni. Öleceğimi hiç düşünmedim ama o dönemde iki yıl boyunca kendimi sorguladım. ‘Neden ben?’ diye diye geçirdim günlerimi. Bir arayış başladı.

YUNUS EMRE BENİ AYAKTA TUTTU

13 yaşımdan beri Yunus Emre hayranıydım. O ‘Neden ben?’ dediğim iki yıllık dönem aslında bana iyi geldi. O arayışla birlikte hayat görüşümü de genişlettim. Yunus Emre’nin ‘Ben gelmedim dava için, benim işim sevi için/Dostun evi gönüllerdir, gönüller yapmaya geldim’ dizelerini çok severdim. Galiba biraz bu felsefeye tutundum.

Kontrollere devam ettim ve bir şey çıkmadıkça ‘Kanseri yendim bir daha olmaz’ diye düşünmeye başladım. İtalya’da bir burs daha buldum. Araştırma konusu olarak da Yunus Emre ve İtalyan edebiyatındaki karşılığı olan San Francesco d assisi’yi seçtim. Orada hayatımın en güzel günlerini yaşadım. O dönemde ABD ve Avrupa’da gitmediğim yer neredeyse kalmadı. Sonra Türkiye’ye döndüm. İtalyan Büyükelçiliği’nin açtığı sınavı kazandım ve orada çalışmaya başladım. Bu arada Latin danslarına merak sardım ve tam bir dans delisi oldum. Kafayı Güney Amerika’ya gitmeye taktım. 1998’de sırt çantalarımızı alıp bir arkadaşımla Güney Amerika’ya gittik. 40 gün boyunca Peru, Bolivya, Galapagos Adaları, Venezuela, Arjantin, Brezilya, Ekvador ve Kolombiya’yı gezdik.”

‘Ciğerini yorma’ dediler, klarnet dersine başladı

Dünyaı dolaşmaya başlayan ve kanserden tamamen kurtulduğunu düşünen Çağla Özgen, 2000 yılında modern dans öğrenmeye başlamış: “Artık kanser olduğumu neredeyse unutmuştum. Ama 2001’de garip bir öksürük başladı. Bir türlü kesilmiyordu. Birçok test yapıldı ve sonunda akciğer kanseri olduğum ortaya çıktı. O zaman gerçekten korktum. Kemoterapi, hormon tedavisi ve radyoterapi aldım. Beyinden aldığım ışın tedavisi bütün eklemlerimi mahvetti. Yürüyemedim, hareket edemedim. O kadar aktif bir hayattan bu hale düşmek anlatılacak bir çaresizlik değildi. 2002’den bu yana aynı ilaçları aldığım birçok hasta öldü. Ben direndim. Tam tedavi tamamlanmak üzereydi ki sağ mememde de kitle olduğu tespit edildi. Ameliyatla sağ göğsümü ve lenflerimi de aldılar. Yine de mücadeleyi bırakmadım. O zamandan bu yana vücudumun her yerinde tümörler çıkmaya başladı. Yüzümün sol tarafı aşağı doğru çöktü. Son yıllarım hep isyanlarla geçti. Bir süredir bana söylenenlerin tersini yapıyorum. Şu anda kemiklerimde var. Ama gördüğünüz gibi yüzüyorum. Kemoterapi alırken bile dans ettim ve sahneye çıktım. Doktor bana ‘Kemiklerine dikkat et’ dedi, inadına buz pateni öğrendim. ‘Akciğerini yorma’ dediler, klarnet dersi almaya başladım.”

Mücadelem herkese örnek olsun diye film yapıyoruz

• Bu kadar sıkıntı çekerek yaşamanın da bazen bir ayrıcalık olduğunu düşünüyorum. Çünkü hayata farklı bir gözle bakabiliyorsun. Ailem ve yakın arkadaşlarıma yaşadıklarım hep örnek oldu. Benim o kadar sıkıntıyı sızlanmadan atlatmam onların da küçük sorunları dert etmemesini sağladı. Benim galiba hayattaki misyonum bu.

• Akışına bıraktım hayatı. ‘Hayırlısı olsun’ diyorum hep. Sinirlenmiyorum artık hiçbir şeye.

• ‘Verdiğim mücadelelerin bir anlamı olmalı’ dedim. Şimdi bir film çekip yaşadıklarımı herkese anlatmak istiyorum. Benim ulaşmak istediğim kitle kitap okumayı sevmiyor. Kitabı entelektüel olarak belirli bir seviyedekiler okuyor. Ama ben asıl o seviyeye ulaşamayan ve maddi gücü olmayanlara umut vermek, onların direnmesini sağlamak istiyorum.

• Bir yönetmen arkadaşım filmi çekecek. Senaryoyu kendim yazmak istedim. Kendi hayatımı oynamak için eski saçlarıma benzeyen peruklar bile satın aldım.

• İspanyolca kursuna gidiyorum. Yüzmeye devam ediyorum. Geçen yıl ilk master yüzme yarışında birinci oldum. Boğaz’daki yüzme yarışında birçok kişi yarışı tamamlayamadı. Ben akıntıya ve inanılmaz yorulmama rağmen tamamladım. Bu bana yeter.

Tarih: 7/29 15:00
Raporla


Cevaben: Akıntıya karşı yüzen kanser savaşçısı
Kıdemli Üye
Kayıt Tarihi:
2008/5/21 16:17
Yer sakarya
Grup:
Üyeler
Gönderi: 526
Düzey : 21; Uzm : 14
Kt : 100 / 503
Ort : 175 / 3384
Bağlı değil
zaman ayırıpda okumaya degecek bi yazı.. sagol dostum.

Tarih: 7/29 15:23
_________________
24 yasında ilk kanser hücresi oluştu.29 yasında teşhis.42 yasında hayat devam ediyor.
Raporla


Cevaben: Akıntıya karşı yüzen kanser savaşçısı
Kıdemli Üye
Kayıt Tarihi:
2009/2/8 19:22
Yer ..
Grup:
Üyeler
Gönderi: 499
Düzey : 20; Uzm : 64
Kt : 98 / 491
Ort : 166 / 2266
Bağlı değil
Gökmen;paylaşımın için teşekkürler.Çağla gerçek bir kanser savaşcısıymış.yazıdan anladığım kadarıyla bu hastalığa yirmili yaşlarda yakalanmış ve mücadelesi hala devam ediyor.Örnek alınacak bir bayan.

Tarih: 7/29 15:58
_________________
hayat tanrının bize bir armağınıdır./meme kanseri
Raporla


Cevaben: Akıntıya karşı yüzen kanser savaşçısı
Kıdemli Üye
Kayıt Tarihi:
2007/10/18 21:39
Grup:
Üyeler
Gönderi: 4269
Düzey : 48; Uzm : 84
Kt : 956 / 1196
Ort : 1423 / 10104
Bağlı değil
Çok güzel bir örnek..

Böylesine azim..Bravo denir şapka çıkartılır..

Tam 17 sene, dile kolay..

Tarih: 7/29 22:46
_________________
hayata sımsıkı sarılın, sakın bırakmayın... (dıştan destek)
Raporla


Cevaben: Akıntıya karşı yüzen kanser savaşçısı
Her fırsatta burada
Kayıt Tarihi:
4/10 1:01
Yer istanbul
Grup:
Üyeler
Gönderi: 78
Düzey : 7; Uzm : 77
Kt : 33 / 169
Ort : 26 / 205
Bağlı değil
Helal olsun ve hepimize de örnek olsun

Tarih: 7/29 23:36
_________________
Meme CA. Ocak 2010 ameliyat 4seans K.T aldım. Mayıs 2010 dan itibaren 2 yıl 3 ayda bir zoladex, 6 ayda bir zometa. 5 yıl boyunca tamoxifen.
Raporla


Cevaben: Akıntıya karşı yüzen kanser savaşçısı
Yönetici
Kayıt Tarihi:
2007/9/8 23:55
Yer Tekirdağ/NY
Grup:
Yönetici
Üyeler
Moderator
Gönderi: 9704
Düzey : 64; Uzm : 37
Kt : 2376 / 2376
Ort : 3234 / 13891
Bağlı değil
Super savasci...cok guzel bir ornek...

Tarih: 7/30 2:25
_________________
Cift taraf meme ca, cilt met.Arimidex aliyorum.

Open in new window

Raporla





Konuları izleyebilirsiniz.
Yeni konu ekleyemezsiniz.
Gönderiye yanıt veremezsiniz.
Gönderinizi düzenleyemezsiniz.
Gönderinizi silemezsiniz.
Yeni anket ekleyemezsiniz.
Ankete katılamazsınız.
Gönderiye dosya ekleyemezsiniz.
Gönderiyi onaylayamazsınız.

[DETAYLI ARAMA]


Nöbetçi Eczane

yazarlar

Untitled Document

 

Proxima
TAHTA KÖPRÜ
Sarımtrak Öyküler
CENNETTEN MEKTUPLAR-1 DELİ KIZIN BOHÇASI
Serap
Karabasan
Nuray İlbars
Ayna
Mine'nin Köşesi
TURUNÇ AĞACI
Emine'den yazılar
GÜLLER FEDA
Konuk Yazar
Elvan'dan; Mutluluk>

Kimler Online?

8 kullanıcı çevrimiçi (6 kullanıcı Forum sayfasında)

Üyeler: 0
Ziyaretçiler: 8

devamı...

Yeni Üyeler

wasko03 04.09.2010
docosma 03.09.2010
sumtafa 25.08.2010
6642 22.08.2010

kerem_ank
21.08.2010

2010, Mart Ayının En Çok Satan Kitapları

1) Bozkırın Sırrı Türk Peygamber Ahmet Turgut

2) İki Darbe Arasında & İlginç Zamanlarda Prof. Dr. İskender Pala

3) Küçük Arı Chris Cleave

4) Dil Zekası & İletişim Sihirbazlığı M. Abdullah Yılmaz

5) Babil'de Ölüm İstanbul'da Aşk (Özel Baskı - Özel Fiyat) Prof. Dr. İskender Pala

6) Uçurtma Avcısı (Özel Baskı - Özel Fiyat) Khaled Hosseini

7) Kayıp Gül (Karton Kapak) Serdar Özkan

8) Kanuni & Kılıcın Yapamadığını Adalet Yapar Okay Tiryakioğlu

9) Katre-i Matem Prof. Dr. İskender Pala

10) Aşk (Pembe Kapak) Elif Şafak


kitapyurdu.com

Anketler

Internet ortaminda oldugunuz gibimisiniz, yoksa kendinizi oldugundan farkli mi gosterirsiniz?
Oldugum gibiyim, hatta bazen gerekenden fazla bilgi verdigimi dusunuyorum.
Tabi ki oldugumdan farkliyim, kendim hakkinda pek bilgi vermem, beni gercek hayatta taniyan birinin okuyacagini dusunur, cekinirim.
Umurumda degil...
Yalan soylemeyi sevmiyorum ama paylasimlarimda da sInIr koyuyorum.

istatistik