(1) 2 3 4 ... 12 »
Genel Haberler : meme kanseri -aspirin
Gönderen gokmen gönderim tarihi 19.02.2010 13:48:43 (53 okur)

Yeni bir araştırmaya göre, düzenli olarak aspirin içmek, göğüs kanseri hastalarının ölüm riskini düşürüyor.

MedPage Today’in yayınladığı rapora göre, haftada en az iki kere aspirin alan göğüs kanseri hastalarının ölüm riski %64’ten %71’e ve yayılımı %43’ten %60’a kadar azalıyor.

Aspirinin kemoterapiye kıyasla son derece hafif olan yan etkileri düşünüldüğünde bu gelişmenin çok önemli olduğunu söyleyen uzmanlar, “Bu ümit vadeden bir gelişme ve ek klinik denemelerde de onaylanırsa, doktorlar kanserin yayılması ve sebep olacağı ölüm riskini azaltması için göğüs kanseri hastalarına aspirin önerebilecekler” diyor.
http://saglik.milliyet.com.tr/gogus-k ... =milliyet_anasayfa&ver=24

Oylama: 0.00 (0 oy) - Bu haberi oyla - Yorumlar?
Genel Haberler : Meme kanseri geni prostat kanseri de yapıyor
Gönderen gokmen gönderim tarihi 21.01.2010 17:24:17 (26 okur)

Meme kanseri geni prostat kanseri de yapıyor
Kalıtsal meme ve yumurtalık kanserine yatkınlık yapan BRCA1 ve BRCA2 adlı iki genin, erkeklerde prostat kanseri yatkınlığına de neden olduğu bildirildi.

İlişkili fotoğrafları göster


ntvmsnbc ve Ajanslar
Güncelleme: 13:30 TSİ 21 Ocak. 2010 Perşembe
ANTALYA - BRCA1 ve BRCA2 adlı genleri taşıyan kişilerin önceden tespit edilmesi halinde, hastalık oluşmadan bazı önlemlerin alınabileceği belirtildi.

Prostat kanserine yatkınlık yaptığı belirlenen BRCA1 ve BRCA2 genlerinin genetik geçişlerini incelemek üzere bir araya gelen 20 ülkeden bilim insanları arasında Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Biyoloji Anabilim Dalı öğretim üyeleri Prof. Dr. Güven Lüleci ve Yrd. Doç. Dr. Esra Manguoğlu da yer aldı.

Yrd. Doç. Dr. Manguoğlu, bilim insanlarının, IMPACT (Identification of men with a genetic predisposition to prostate cancer: Targeted) adı verilen çalışmada, ülkelerindeki erkeklerde prostat kanseri riskine karşı bu genlerin taşıyıcısı olup olmadıklarını araştırdıklarını bildirdi. Bu çalışmada, erkeklerdeki prostat kanserinin genetik yatkınlığına bakıldığını anlatan Manguoğlu, prostat kanserine yatkınlığa neden olduğu belirlenen BRCA1 ve BRCA2 genlerinin incelendiğini ifade etti. Bu genlerin aynı zamanda kadınlarda meme ve yumurtalık kanserlerine yatkınlığa neden olduğuna işaret eden Manguoğlu, ''Eğer bu genleri taşıyan kişiler önceden bilinirse, yaşam tarzlarını değiştirerek, bir takım önleyici tedbirler alarak ya da devamlı kontrol takipleri ile hastalık oluşmadan önlem alınabilir'' dedi.

TAKİP VE TEDAVİ PROTOKOLÜ OLUŞTURULABİLİR
Akrabalarında meme ya da yumurtalık kanseri olan erkeklerin, BRCA1 ya da BRCA2 genleri taşıyıcısı iseler prostat kanseri olmak için risk taşıyabileceğine de değinen Manguoğlu, şöyle konuştu:

''Annesinde, teyzesinde, kız kardeşinde, ablasında, yakın akrabalarında meme ya da yumurtalık kanseri görülmüşse, bu kişilerde bir risk faktörü vardır. Yani bu kişilerin erkek akrabalarında prostat kanseri görülme riski söz konusu. Aynı ailedeki prostat kanseri vakaları da kadınlar için yumurtalık ya da meme kanseri için bir soru işareti oluşturabilir. Bu durumda ailelerin soyağacının çıkarılıp incelenmesi gerekiyor. Ancak bundan sonra kesin olarak riski söyleyebiliriz.''

IMPACT'in de bu amaçla ortaya çıktığını vurgulayan Manguoğlu, erkeklerde BRCA1 ve BRCA2 genlerinin taşıyıcılığını araştırdıklarını, yaptıkları genetik testlerle bu genleri taşıyan bireyleri bulmaya çalıştıklarını vurguladı. Bu genleri taşıyan kadınlarda uygulanacak takip ve tedavi protokolleri bulunduğunu ancak erkek taşıyıcılar için bu protokollerin Avrupa ve Türkiye bazında henüz oluşturulmadığını kaydeden Manguoğlu, bu proje ile BRCA1 ve BRCA2 genlerini taşıyan erkekler için uygulanacak tedavi ve takip protokollerinin oluşturulabileceğini kaydetti.

Manguoğlu, yakın akrabalarında bu hastalıkları taşıyan kişilerin kendilerine başvurarak bu geni taşıyıp taşımadıklarını belirleyebileceklerini sözlerine ekledi

Oylama: 0.00 (0 oy) - Bu haberi oyla - Yorumlar?
Genel Haberler : Doğal antioksidanlar
Gönderen gokmen gönderim tarihi 18.01.2010 12:08:08 (49 okur)

Doğal antioksidanlar kanseri önlemede etkili
Çalışmalar, antioksidanların kanseri önlemede etkili olduğunu, antioksidan takviyelerinin ise faydalı olmadığını gösteriyor. Kemoterapi ve radyoterapide olumlu etki yaptığına dair görüşler ise belirsizliğini koruyor.

İlişkili fotoğrafları göster
ntvmsnbc
Güncelleme: 10:31 TSİ 15 Ocak. 2010 Cuma
İSTANBUL - Antioksidanlar, serbest radikallerle hasara uğramış hücreleri koruyan maddeler. Serbest radikaller ise vücudun normal metabolik faaliyetleri sırasında ortaya çıkan ve hücrelere saldırarak yapılarını bozan kararsız moleküller.

Antioksidanlar, diğer moleküllerden aldığı elektronlarla DNA’ya zarar veren serbest radikallerin taşıdığı elektriği etkisiz hale getirir. Serbest radikallerin verdiği zararlar, yaşlanma ve kanser gelişimi de dahil olmak üzere pek çok hastalıkla ilişkilendiriliyor. Antioksidanlar kanseri yavaşlatabiliyor veya kansere karşı koruyabiliyor.

Antioksidanların kanseri önlemedeki rolünü destekleyen çok sayıda laboratuar çalışması var. Bunun yanı sıra, antioksidan takviyelerinin faydalı olmadığını gösteren klinik çalışmalar da bulunuyor. Antioksidanların kemoterapi veya radyasyon tedavisinin olumlu etkisini arttırdığına dair görüşler ise belirsizliğini korumakta.

Haberin devamı ↓
--------------------------------------------------------------------------------
reklam

--------------------------------------------------------------------------------

Antioksidan takviyeleri ile ilgili klinik deneyler belirsiz ve kanser tedavisindeki tamamlayıcı etki ve yararları halen tartışma konusu iken, MD Anderson Bütünleyici Tıp Programı Direktörü Lorenzo Cohen, antioksidanların doğal yollardan alınmasını tavsiye ediyor. Araştırmalar, antioksidan açısından zengin meyve ve sebzelere dayalı beslenmenin bazı kanser türleri riskini düşürebildiğini gösteriyor. Cohen, antioksidan açısından zengin besinleri şöyle sıralıyor:

ANTİOKSİDAN AÇISINDAN ZENGİN YİYECEKLER
Beta-karoten: Genellikle turuncu renkteki tatlı patates, havuç, bal kabağı ve mango gibi yiyeceklerde görülür. Ispanak, kale, brokkoli, turp, şalgam yaprakları da antioksidan açısından zengin sebzeler arasındadır.


Selenyum: Tuna ve morina balığında bulunur.
Vitamin A: Ispanak ve kale gibi yapraklı yeşilliklerle havuç ve kavunda bulunur.
Vitamin C: (Askorbik asit) Portakal, greyfurt gibi turunçgillerde, yeşil ve kırmızı biber, kivi, brokoli ve çilekte bulunur.
Vitamin E: (Alpha-takopherol) Buğday tohumu, ayçiçeği çekirdeği, badem ve pişmiş domateste (salça, domates püresi gibi ürünlerde) bulunur.

BİOAKTİF ANTİOKSİDANDAN ZENGİN OLANLAR
Polifenol: Soya, yeşil çay, siyah çikolata, erik, yaban mersini, siyah ahududu, çilek, elma, kabuklu yemişler (fındık, pekan, şamfıstığı).
Glucosinalates: Turpgiller familyasından suteresi, brokoli, kapak, karnabahar, Brüksel lahanası ve kıvırcık lahana.
Resveratrol: Üzüm, kızılcık, yaban mersini, ve yerfıstığı.
Lutein: Ispanak, kale, kara lahana, brokoli, kivi ve kırmızı üzüm.
Likopen: Pişmiş domatesler (salça ve domates püresi gibi ürünler), karpuz ve kayısı.

Oylama: 0.00 (0 oy) - Bu haberi oyla - Yorumlar?
Genel Haberler : Kanser kök hücrelerine karşı yeni ilaç
Gönderen gokmen gönderim tarihi 09.01.2010 18:17:30 (36 okur)

Kanser kök hücrelerine karşı yeni ilaç
Meme ve akciğer kanserine karşı klinik deneyleri sürdürülen yeni bir ilacın, beyin tümörlerinde bile etkili olabileceği bildirildi.
İlişkili fotoğrafları göster

AA
Güncelleme: 13:19 TSİ 05 Ocak. 2010 Salı

ANKARA - ABD'deki Texas Üniversitesinde görevli bilim adamları, Imetelstat isimli maddenin sadece tümörlere değil, kanser kök hücrelerine de saldırdığına dikkat çekerek, bunun fareler üzerinde yapılan deneylerde ortaya çıkarıldığını belirtti.

Bilim adamları, kanser kök hücrelerinin kanserin çoğalmasından sorumlu olduğuna inanıldığına işaret ederek, bu nedenle Imetelstat maddesinin başarı vaat ettiğini kaydetti.

Texas Üniversitesinden Jerry Shay ve ekibi, yeni maddenin kan-beyin bariyerinden de geçtiğini belirterek, böylece maddenin gliyoblastom gibi kötü huylu beyin tümörlerinde de kullanılabileceğini söyledi. Daha çok yetişkinlerde görülen gliyoblastomun tedavisi, ilaçların kan-beyin bariyerini geçememesi nedeniyle çok sınırlı kalıyor.
Haberin devamı ↓reklam

Jerry Shay ve ekibi, meme ve akciğer kanserine karşı klinik deneyleri sürdürülen Imetelstat maddesini gliyoblastom hücrelerinde denedi. Bilim adamları, maddenin özellikle kanser kök hücrelerindeki etkisini araştırdı. Kanser kök hücrelerinin, kemoterapi ve radyoterapi gibi kanser tedavilerine karşı genelde direnç gösterdiğini ifade eden bilim adamları, deneylerde Imetelstat maddesinin hem kanser hücreleri, hem de kanser kök hücrelerinde etkili olduğunu gözlemledi. Bilim adamları, bu etkinin hücre bölünmesini durdurduğunu ve böylece kanser hücrelerinin ölmesini sağladığını kaydetti.

MADDE KAN-BEYİN BARİYERİNİ GEÇTİ
Deneylerde kanser kök hücreleri farelere enjekte edildikten sonra, Imetelstat tedavisi başlatıldı. Shay ve ekibi, bu tedavi sırasında maddenin kan-beyin bariyerini geçtiğini gördü. Bilim adamları, Imetelstat maddesinin kemoterapi ve radyoterapiyle birlikte çok olumlu sonuçlar verdiğini bildirdi.

Shay, "İlacın kanser türlerinin çoğunda bulunan bir mekanizmaya saldırması çok yararlı olabilir" dedi. Bilim adamları, bir başka deneyde Imetelstat maddesinin prostat kanseri kök hücrelerinde de etkili olduğunu ortaya çıkardı.

Araştırma, Clinical Cancer Research dergisinde yayımlandı.

Oylama: 0.00 (0 oy) - Bu haberi oyla - Yorumlar?
Genel Haberler : Beyin kanserine neden olan 2 gen bulundu
Gönderen gokmen gönderim tarihi 28.12.2009 18:12:26 (36 okur)



Beyin kanserine neden olan 2 gen bulundu
Yeni tedavi yöntemi geliştirilecek..

28.12.2009 12:20
En tehlikeli beyin kanseri türlerinden "glioblastoma"ya neden olan 2 gen tanımlandı.
BBC'nin internet sitesinde yayımlanan habere göre, ABD'deki Columbia Üniversitesinde görev yapan bir grup bilim adamı, beyne hızla yayılan bu kötü huylu tümör türüne C/EPB ve Stat3 adlı genlerin neden olduğunu belirledi.
Araştırma, glioblastoma hastalarının yaklaşık yüzde 60'ında aktif olan bu iki genin aynı anda etkin hale geldiklerinde beraber çalışmaya başladıklarını ve beyin hücrelerine zarar veren birçok diğer geni harekete geçirdiklerini ortaya koydu.
Bu iki genin aktif olduğu hastaların, hastalığın teşhis edilmesinden sonraki 140 hafta içinde hayatlarını kaybettikleri, bu genlerin aktif olmadığı hastaların yarısının ise bu sürenin sonunda hayatta kaldıkları gözlemlendi.
Sonuçları Nature dergisinde yayımlanan araştırmanın ekibinin başındaki Antonio Iavarone, araştırma sayesinde birçok ilaç kullanıp her iki geni de baskı altında tutarak, şu an etkin bir tedavi yöntemi olmayan glioblastoma hastaları için etkili bir tedavi yöntemi geliştirilebileceğini söyledi.

AA




Oylama: 10.00 (1 oy) - Bu haberi oyla - Yorumlar?
Genel Haberler : Türk bilim adamlarının büyük başarısı
Gönderen gokmen gönderim tarihi 23.11.2009 13:16:25 (102 okur)

Türk bilim adamlarının büyük başarısı
Dünya bu buluşu konuşuyor

23.11.2009 10:10
Gazi Üniversitesi Nanotıp ve İleri Teknolojiler Araştırma Merkezi'nden Türk bilim adamları, Washington Üniversitesi ile yürüttükleri çalışmada, içinde ilaç molekülü bulunan metrenin 50 milyarda biri büyüklüğündeki altın nano-kapsüllerle kanser hücrelerini yok etmeyi başardı.

Başkanlığını Yrd. Doç. Dr. Gürer G. Budak'ın yürüttüğü ekipte görev yapan Dr. Mustafa Selman Yavuz'un Washington Üniversitesi'nden Dr. Younan Wia'nın ekibi ile yaptığı çalışma, saygın bilim dergisi Nature Materials'in Kasım sayısında yayınlandıktan sonra, ABD'nin önde gelen gazetelerinden New York Times'a da konu oldu.

Çalışma hakkında bilgi veren Gazi Üniversitesi Nanotıp ve İleri Teknolojiler Araştırma Merkezi Müdürü Dr. Budak, kanser tedavisinde son zamanlarda tümör hücrelerinin ya da tümörün geliştiği bölgenin hedef alındığı ''güdümlü'' ilaç dağılım sistemleri üzerinde yoğun çalışmalar yürütüldüğünü, bu sayede çok daha düşük ilaç dozları ile yüksek tedavi başarısının elde edilebileceğini belirtti.

Güdümlü ilaç dağılım sisteminde, alışılagelmiş yöntemlerde rastlanan ve tedaviye uyumu azaltan sistemik yan etki riskinin en aza indirgendiğini anlatan Budak, başlangıçta teori ağırlıklı yürütülen nanotıp çalışmalarının, artık insan sağlığında kullanılabilecek ürünler verecek düzeye geldiğini, yakın gelecekte tıbbi tanı ve tedavi yaklaşımlarında önemli değişiklikler beklendiğini bildirdi.

Nanotıp konusunda dünyadaki önemli araştırma merkezleri ile işbirliği yaptıklarını kaydeden Budak, ekipte yer alan uzmanlardan Dr. Yavuz'un bu çalışmasının, kanser tedavisi ve nanoteknoloji alanında uluslararası düzeyde yürütülen araştırmalar içinde önemli bir örnek oluşturduğunu söyledi.

Tedavi amaçlı üretilen her molekülün insanlar üzerinde kullanılmadan önce çok uzun ve detaylı testlerden geçirilmesi gerektiğini vurgulayan Budak, bu nedenle çalışmada kullanılan taşıyıcı altın nano-kapsüllerin, ilk aşamada laboratuvar ortamında oluşturulan hücre kültürü ve serilerinde denendiğini ve çok başarılı sonuçlar elde edildiğini açıkladı.

Bir sonraki aşamada başlatılacak ''klinik öncesi faz'' çalışmalarında da canlı dokular ve hayvan deneylerinde benzer sonuçları almayı hedeflediklerini belirten Dr. Budak, ''Kanserin pek çok tipi olmasına rağmen, kansere yol açan patolojik süreçler henüz tam olarak aydınlatılamadı. Tüm kanser tiplerinde başarılı olabilecek bir tedavi bugün için mümkün değil. İleri teknoloji gerektiren nitelikli araştırmalar sayesinde kanser tedavisine adım adım yaklaşılıyor'' diye konuştu.

-METRENİN 50 MİLYARDA BÜYÜKLÜĞÜNDE KAPSÜLLER-

ABD'deki bilim çevrelerinde geniş yankı bulan çalışmayı yürüten Dr. Mustafa Selman Yavuz da kanser tedavisinde umut veren geliştirdikleri yöntem hakkında bilgi verdi.

Çalışmada, kanser tedavisinde kullanılan ilaç moleküllerini, metrenin 50 milyarda biri büyüklüğündeki altın nano-kapsüllerin içine yerleştirdiklerini anlatan Yavuz, kapsüllerin yüzeylerindeki yine nanometrik çaptaki delikleri akıllı polimerlerle kapladıklarını söyledi.

Yavuz, yöntemle ilgili şunları anlattı:

''İçi ilaç dolu nano-kapsüller hedef kanser hücresine immünolojik (bağışıklık sistemine özgü) yöntemlerle hedeflendikten sonra, yakın kızılötesi ışınlar kullanarak nano-kapsüller ısıtılıyor. Bu sayede polimerlerle kapatılan delikler açılarak nano-kapsül içindeki ilaç ortama salınıyor. Burada amaç, kanser dokusunu tek hücre düzeyinde hedefleyerek yok etmek.''

Dr. Mustafa Selman Yavuz, kullandıkları yöntemin önemli bir üstünlüğünün de geliştirdikleri nano-kapsüller hedef dokuya gidinceye kadar içlerindeki ilacın serbestleşmesinin önlenebilmesi, böylece kontrolsüz ilaç salınımının önüne geçilebilmesi olduğunu bildirdi.

AA

Oylama: 0.00 (0 oy) - Bu haberi oyla - Yorumlar?
Genel Haberler : Kanser tedavisinde yeni metod: Medikal olta
Gönderen gokmen gönderim tarihi 11.11.2009 18:20:11 (85 okur)

Kanser tedavisinde yeni metod: Medikal olta
Nanoteknoloji kanser hastalarına umut oldu.

11.11.2009 16:38
Hamburg Eppendorf Üniversite Hastanesi bilim adamları nanoteknoloji ile geliştirdikleri medikal olta ile kandaki kanser hücrelerinin yakalanıp insan vücudundan uzaklaştırılması hedefleniyor.

Yeni tedavi metodunun kanser tedavisinde yeni bir çığır açtığı Alman Eğitim ve Araştırma Bakanlığı tarafından da tescillendi. Eğitim ve Araştırma Bakanlığı'nın düzenlediği 'medikal teknoloji' yarışmasını medikal olta mucitleri Prof. Dr. Burkhard Brandt ve ekibi kazandı.

Kanser hastalarında ana tümörden kopan kanserli hücreler kan ile birlikte bütün vücuda dağılıp buldukları uygun yerlerde yeni tümörler oluşturuyorlar. Bu durum hastalığı ölümcül yapan nedenlerin başında geliyor. Saç telinin ellide biri inceliğinde olan nano-olta ana tümörden kopan kanserli hücreleri yakalıyor. Yakalanan kanserli hücrelerin incelenerek hastalığın gidişatı hakkında sürekli bilgi sahibi olmak mümkün. Yeni tedavi yönteminin birçok kanser hastasında olumlu sonuçlar vereceği ümit ediliyor.

Eğitim ve Araştırma Bakanlığı bu yıl 11 başarılı projeye 5 milyon Euro'dan fazla bütçe ayırdı. Bunun 1,5 milyon Euro'su Nano Olta projesi için kullanılacak. Hamburg Eppendorf Hastanesi Yönetim Kurulu Başkanı Prof.Dr.Jörg F. Debatin ve Bilim Senatörü Dr. Herlind Gundelach yarışmayı kazanan ekibi ayrı ayrı tebrik etti.

Cihan

Oylama: 9.00 (1 oy) - Bu haberi oyla - Yorumlar?
Son Haberler : Kanser tedavisinde ‘tomoterapi dönemi
Gönderen gokmen gönderim tarihi 27.10.2009 12:25:01 (153 okur)

Kanser tedavisinde ‘tomoterapi dönemi
Kanser tedavisindeki yöntemlerden biri olan radyoterapi alanında yeni bir yöntem uygulanmaya başlandı

26.10.2009 19:26
Kanser tedavisindeki yöntemlerden biri olan radyoterapi alanında yeni bir yöntem uygulanmaya başlandı. “Tomoterapi” (TomoTherapy) sayesinde kanserli hücreler artık daha etkin bir şekilde yok ediliyor, hastalar ışın tedavisinin yarattığı olumsuz etkilere daha az maruz kalıyor

Ceyda ERENOĞLU

TÜRKİYE’de her yıl 150 bin kişi kansere yakalanıyor ve bu hastalığın pençesinden kurtulamayan pek çok insan yaşamını yitiriyor. Ölüm oranı böylesine yüksek olan bu hastalığın tedavisiyle ilgili her geçen gün yeni araştırmalar yapılıyor ve yeni yöntemler geliştiriliyor. Bu yöntemlerden biri de halk arasında “ışın tedavisi” olarak bilinen radyoterapi yöntemi ile tedavi. Radyoterapi tedavisinde son nokta olarak kabul edilen “tomoterapi” (TomoTherapy) sayesinde kanserli hücreler artık daha etkin bir şekilde yok ediliyor. Türkiye’de ilk kez İtalyan Hastanesi’nde kullanılmaya başlanan tomoterapi yöntemi konusunda Onkoloji Uzmanı ve İtalyan Hastanesi Medikal Direktörü Prof. Dr. Ahmet Öber bilgi verdi.

DOKUYA KORUMA
Tomoterapi yöntemi, “radyoterapi yapılmalı” denen herkese uygulanabiliyor. Hem kanserli hücreleri etkin şekilde yok ediyor, hem de hastalara konfor açısından önemli avantajlar sağlıyor. Bu yeni teknikle ışın tedavisinin yarattığı yan etkiler önemli derecede azaltılırken, sağlam organ ve dokular daha fazla korunuyor.

NOKTA ATIŞ YAPIYOR
Tomoterapi, halk arasında “nokta atış” olarak adlandırılan tekniğin en geniş ve hassas şekli olarak tanımlanıyor. Diğer yöntemler 3-4 santimlik tümörlerle sınırlı iken, tomoterapi milimetrik mesafeleri aynı anda kesintisiz olarak ışınlayabiliyor. Tomoterapinin bir diğer özelliği de aynı anda hem koruyucu hem de yok edici tedavi yapılmasına olanak vermesi. Yöntemle karaciğer ve beyin gibi hassas dokularda tümörün olmadığı yere, koruyucu dozda, tümörlü bölgeye ise yok edici dozda ışın verilerek aynı seansta iki amaçlı tedavi uygulanmış oluyor. Haftada 5 gün 20 dakika uygulama yapılıyor.

TÜRKİYE’DE İLK KEZ
Prof. Dr. Ahmet Öber, bugün dünyanın en gelişmiş radyoterapi yöntemi olarak adlandırılan Tomoterapi cihazından, dünyada sadece 204 adet bulunduğunu ve Türkiye’de ilk kez onkoloji hastanelerinde uygulanmaya başlayacağını söyledi. Tomoterapi yöntemi, beyin tümörleri, baş-boyun tümörleri, akciğer kanserinin bazı evreleri, karaciğer kanseri, rektum kanseri, prostat kanseri, rahim ağzı kanseri, pankreas kanseri ve evrelerine göre değişmekle beraber meme kanserinde uygulanıyor.

http://www.haberturk.com/haber.asp?id=182324&cat=220&dt=2009/10/26

Oylama: 0.00 (0 oy) - Bu haberi oyla - Yorumlar?
Hastalar İçin : Protez organ ve uzuv satıcıları
Gönderen selin64 gönderim tarihi 05.09.2009 20:08:39 (1438 okur)

Oylama: 0.00 (0 oy) - Bu haberi oyla - Devamını oku... | 23044 byte daha | Yorumlar?
Hastalar İçin : Ecza Odaları
Gönderen hisarli gönderim tarihi 04.09.2009 22:43:36 (217 okur)

Oylama: 0.00 (0 oy) - Bu haberi oyla - Devamını oku... | 6588 byte daha | Yorumlar?
(1) 2 3 4 ... 12 »

Nöbetçi Eczane

yazarlar

Untitled Document

 

Doç. Dr. Adnan Cansever yazıyor
ÖFKE KONTROLÜNDE PRATİK ÖNERİLER
Proxima
Yollanmayan Mektuplar
Sarımtrak Öyküler
HAMİLEYİM HAMİLESİN HAMİLE
Serap
Doktorluk ve empati
Nuray İlbars
Bana ''Hayır '' de..
BONCUK
FAİLİ MEÇHUL KIYAK
Mine'nin Köşesi
EŞSİZ DANS
Konuk Yazar
Meral'den; MARAL VE BABBE

Kimler Online?

6 kullanıcı çevrimiçi (1 kullanıcı Haber sayfasında)

Üyeler: 1
Ziyaretçiler: 5

zaferbesirik, devamı...

Yeni Üyeler

cihaner 07.03.2010
turkkusu 07.03.2010
ebabil 04.03.2010
yalan_dunya42 04.03.2010
beyazkardelen 04.03.2010

2009, Ocak Ayının En Çok Satan Kitapları

1) Küçük Arı Chris Cleave

[/b2) Ejderha Dövmeli Kız Stieg Larsson]

[b]3) Kayıp Gül (Karton Kapak) Serdar Özkan


4) Babil'de Ölüm İstanbul'da Aşk (Özel Baskı - Özel Fiyat) Prof. Dr. İskender Pala

5) Muz Sesleri Ece Temelkuran

6) Kent Dindarlığı Mehmet Altan

7) Yavuz Okay Tiryakioğlu

8) Kayıp Sembol Dan Brown

9) Katre-i Matem Prof. Dr. İskender Pala

10) Aşk (Pembe Kapak) Elif Şafak


kitapyurdu.com

Anketler

Internet ortaminda oldugunuz gibimisiniz, yoksa kendinizi oldugundan farkli mi gosterirsiniz?
Oldugum gibiyim, hatta bazen gerekenden fazla bilgi verdigimi dusunuyorum.
Tabi ki oldugumdan farkliyim, kendim hakkinda pek bilgi vermem, beni gercek hayatta taniyan birinin okuyacagini dusunur, cekinirim.
Umurumda degil...
Yalan soylemeyi sevmiyorum ama paylasimlarimda da sInIr koyuyorum.

istatistik